FİKRET YILDIRIM


AK SAÇLI CUMHURİYET BİLGESİ

.


- Alo Hocam, nasılsınız?
- Kim o yav? Kimdir beni arayan?
- Ben Hocam ben, Fikret. Hatırınızı sorayım dedim!...
- Aaa annecim... Sen misin eşşoğlu eşşek! Hayırsız evlât! Nerdesin akşam akşam? Çabuk sazını al gel!

Alır sazımı giderdim Selami Çeşme'deki evine; ev demek yanlış aslında, dört tarafı kitap ve dergilerle çevrili kütüphanesine. Kapıyı her defasında gülümseyerek açar ve şaka yapmadan da içeri buyur etmezdi.

Evi ziyaret yeri gibiydi; yıllardır mezun ettiği öğrencilerinin kendi adını ya da soyadını taşıyan çocuklarıyla hiç bir zaman boş kalmazdı. Hep büyülü bir yaşantıydı onun masasının etrafında oturup geçmişe, şimdiye ve geleceğe ilişkin söyleşmek.

Seksen yaşını devirmiş Cumhuriyet aydını dinçliği ve bilgeliğiyle, bir yandan sorular yöneltir, bir yandan da Osmanlıca hakimiyetiyle eski yazıyla notlar alır, sonraki kitaplarında bunlardan söz edeceğini söylerdi.

Her Mayıs ayının ilk günlerinden birinde, "Adalı" Sait Faik Abasıyanık'ı anma kapsamında, Burgazada'da öğrencileri, öğrencilerinin çocukları ve edebiyatseverler ile buluşulur, doyumsuz ve unutulmaz anlar yaşanırdı.

90'lı yılların sonuna doğru Hamburg'u ziyaret etmiş, oradan da Berlin'e bizleri görmeye geldiğinde, birlikte Pergamon Tapınağı'nı gezmiştik. Yerinde duramayan haşarı bir çocuk gibi kısa sürede koca müzeyi gezmiş, o müzeden büyülenirken bizler de onun canıtezliğinden büyülenmiştik. Bir ara öğretmen arkadaşlardan biri "Hocam, Berlin'i nasıl buldunuz" diye sorunca "Çok değişmiş evlât, çok değişmiş; 1938'de geldiğimde bu kadar modern değildi" diye yanıtlamış, gülüşmelere yol açmıştı.

O yıllarda Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde hukuk öğrenimi görmüştü. Ama Türkiye'ye dönünce "Bu kadar adaletsiz bir dünyada avukatlık yapamam" diyerek öğremenliğe gönül vermişti.

Evini ziyaretlerden birinde konuklarından biri "Sevgili Hocam, sizin için ne yapabilirim" dediğinde " Sen benden selamını esirgeme yeter evlât" diye yanıtlamıştı.

Marmara Eğitim Kurumları'nın internet sayfasına girdiğimizde:

"Kütüphanemiz; Değerli yazar, yayıncı, çevirmen, eleştirmen Vedat Günyol tarafından 2 Mayıs 1998 yılında Maltepe Üniversitesi bünyesindeki Özel Marmara Radyo Televizyon ve Gazetecilik Anadolu Teknik Lisesi'ne bağışlanan 5.867 kitabının kütüphanemize katılımı ile şu anki ismini almıştır. Vedat Günyol 1998’de 19. Tüyap Kitap Fuarının onur yazarı seçilmişti. 1999’da 60. sanat yılını bir törenle kutladı. 9 Temmuz 2004’te İstanbul’da hayata veda etti. Ölümünden sonra anısına Vedat Günyol Deneme Ödülü düzenlenmiştir."

kaydını okuyoruz.

Şimdi artık sonsuzluk uykusunda sevgili Vedat Günyol Hocamız, ışığıysa kendisini bilenlerini aydınlatmayı sürdürüyor.

Fikret Yıldırım

Vedat Günyol | 6 Mart 1912 İstanbul - 9 Temmuz 2004 İstanbul