FİKRET YILDIRIM


ANIN MEKÂNDAKİ İLLÜZYONU

.


Bir saatin akrep ve yelkovanına baktığımızda hareket ettiklerini görebilmemiz olanaksızdır ama saniyesini izlediğimizde aynı anda ardışık biçimde bir çok noktada olabildiğini görebiliyoruz.

Peki gündelik hayatımızda böyle bir illüzyon söz konusu mudur? Başka deyişle şimdide neleri görebiliyor, neleri algılayabiliyor ve anlayabiliyoruz?

Yaşadığımız yer ve zamana göre durmaksızın ışık hızıyla olup biten hareketlilikleri ve değişiklikleri ne kadar içselleştirebiliyoruz?

Düşüncelerimizi ve zihnimizdeki oluşumları hangi akıl ve mantık süzgeçleriyle eleyip dokuyarak kayıt altına alabiliyoruz?

“Trump Venezuella’ya baskın yaparak devlet başkanı Maduro’yu don gömlek yatağından alıp yargılamak üzere götürüyor”,

“Rusya sürekli Ukrayna’ya saldırıyor”,

“Suriye’de karşıt güçler, emperyalistlerin azmettirmeleriyle birbirlerine giriyorlar”,

“Çin Tayvan’ı gözüne kestirmiş, zamanlamayı hazırlıyor”,

“Menzil tarikatı, İzmir’de gövde gösterisi yapıyor”,

“Ergen gençler birbirlerini bıçaklıyor”,

“Bir adam çoktan boşanmış olduğu eski eşini katlediyor”,

“Falanca futbolcu inanılmaz paralarla filanca takıma transfer oluyor”,

“Deprem geliyor”,

“Zamlar yağıyor”,

“Emekliler ağlıyor”

gibi sayısız ve sonsuz bilgi ve belge, avuçlarımızdaki teknoloji harikalarıyla her an ve durmamacasıya akıp duruyor.

Hangisini seçip anlayacağız, hangisine inanacağız, hangi bilgileri belleklerimize kaydedip geleceğine inandırıldığımız zamanlara doğru yol alacağız, bilmiyoruz.

Anın resmini belki çekebiliyoruz ama zamanınkini asla!

Arthur Schopenhauer’in “kirpi benzetmesi”nde olduğu gibi hızla yalnızlaşarak yozlaşıyor ve ruhlarımızın üşüdüğünü iliklerimize kadar hissediyor ve yaşıyoruz. Bu yalnızlaşmanın dayanılmazlığından canhıraş kurtulabilmek için bu kez de sosyalleşmenin cazibesine kapılarak birbirlerimize yaklaşmayı deniyoruz. Ama bu sefer de tıpkı birbirlerine yaklaşan kirpilerin birbirlerine dikenlerini batırdığı gibi bizler de birbirlerimizin canını yakıyoruz.

Şimdi ve burada olabilmek ve kalabilmek, yalnızca kendi nefesini duyabilmek, insan olabilmenin tek ve biricik seçeneği olarak karşımızda duruyor.

İnsan, evrimin bir hatası gibi görünüyor; bakalım bu hatasını ne zaman düzeltir diye bekliyoruz.

Fikret Yıldırım

Foto | Anın Büyüsü