FİKRET YILDIRIM


DÜŞÜNCELERİM HAZİNEMDİR

.


Düşünce kafatasının içerisinde oluşur; kafatası gerçektir ama düşünce dile ve eyleme geçmedikçe gerçek değildir.

Örneğin “elma” düşüncesi ile elmanın kendisi, gerçekte iki farklı ve apayrı dünyaya ilişkin, birincisi “öznel” ikincisiyse “nesnel” şeylerdir. Peki “elma”nın kendisi mi yoksa “elma düşüncesi” mi önce geliyor diye sorarsak!

Bunun gibi ancak eyleme geçen düşünce artık “düşüncelik”ten ayrılmış, “kendi”liğini geride bırakarak somutlaşmıştır.

İşte bu “düşünce-eylem” ikiliği ya da ardışıklığı, ilkin öznenin ve sonra da en küçüğünden en büyüğüne kadar her türlü kitlenin “düşünce” ve “eylem”lerini (davranışlarını) doğrudan etkileyerek belirler. Bu etkileme, kendiliğinden olduğu gibi sözkonusu toplumun yönetiminde söz ve güç sahibi olanların kontrolünde belirleyici de olabilir ki, tarih ve günümüz bunu bize kanıtlıyor.

Eyleme dönüşmediği sürece düşünce, dışarıdan görünüp anlaşılamayacak biçimde kafatasının içerisindeki sınırsız sonsuzlukta salınır durur. Ses, yazı, davranış ya da hareket ile dışarı çıktıktan sonra bireysel ve toplumsal sonuçlar doğurur.

Birisini sevme, ondan nefret etme, kıskanma, öldürmek isteme gibi sayısız düşünce ya da his, ancak eylemlilikle görünür hale gelir.

Hayvanların neler düşündüğünü henüz ölçemesek de açlık ve korku gibi yaşamsal durumlarda neler yapabildiklerini görebiliyoruz. İnsan ise tekil ya da ortak bir düşünce ya da düşünceler sistematiği içerisinde, yaşadığı en küçük bir ortamdan başlayıp giderek tüm yeryuvarlağındaki varlığını etkileyebilecek sonuçlar yaratabilecek varoluşsal bir yeteneğe sahiptir.

İnsanın bu düşündüğünü gerçekleştirebilme bilinçli ya da bilinçsiz yetisi, bugün öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, yeryüzündeki tüm canlılığı yok edebilecek bir güçtedir.

Gözlemlediğimiz tarihsel olaylar ve günümüzde olup bitenler bize göstermektedir ki, insan grupları büyüklükleri ne olursa olsun içlerinden seçtikleri birisine ya da bir örgüte bütün yönetsel yetkileri verip sorumluluktan kaçmaktadırlar.

Pandora’nın kutusu içerisindeki düşünce, bir kez kutunun dışarısına çıktı mı, ne etkiyle ne yöne doğru seyredeceği asla bilinemezdir. Zeus’un Pandora’ya asla açılmamak üzere verdiği mühürlü kutu, bugün insanın çoktandır açmış olduğu bir kutudur.

O nedenledir ki, kafatasının (kutunun) içerisindeki düşünce, orayı terk etmediği sürece suç değilken, dışarı çıktığı andan itibaren takibe uğrayarak ya kodese tıkılır ya da katledilir.

Düşüncelerimiz hazinemizdir; ta ki, kapısını açıp içeri girilebilirliğine izin verinceye dek!

Zamanı gelmiş düşünceyi, hiç bir güç eyleme geçmekten alıkoyamaz.

Tek umudumuz budur.

Fikret Yıldırım

Giulio Bonasone | Pandora'nın Kutusunu Açan Epimetheus, Metropolitan Sanat Müzesi