FİKRET YILDIRIM


SUSMAK YA DA KONUŞMAK

.


Susmak, ses çıkarmamak değildir; görmemek, duymamak, bilmemek, anlamamak, işitmemek, koklamamak, dokunmamak, düşünmemek, hissetmemek, seyretmemek hiç değildir.

Su olmaktır susmak; su gibi saydam ve berrak, su gibi durgun ve akışkan, su gibi dingin ve çılgın, su gibi yaşatan ve öldüren, su gibi kana kana içilen ve kana karışan, su gibi donan ve buharlaşan, su gibi çırpınan ve kımıldamayan, su gibi kokusuz ve korkusuz ve su gibi bilinçtir susmak.

Konuşmak ise meydan okumaktır sessizliğe; beni işitin, beni dinleyin, beni anlayın, beni sevin, beni kabul edindir; bana saygı gösterin, bana acıyın, bana itaat edindir; benden haberdar olun, benden çekinin, benden korkundur.

Susmak öznenin gizlenmişliği, fark edilmezliği, kendini göstermezliğidir.

Konuşmak ise öznenin başkalarının yaşamlarına kafa tutması, müdahale etmesi, zamanlarını çalmasıdır.

Susmak “sonsuzluk”, konuşmaksa “şimdi”dir.

Çünkü susmak “an”lamak, konuşmak “an”latmaktır. “An”laşılmaksa sonsuz bekleyiş.

Fikret Yıldırım