Yenipazar Kanyonu`nu aynı günde iki ayrı gurup KAD ve AKUT üyeleri ziyarete geldi.
Kısa adı KAD olan Kanyon ve Doğa Sporları Araştırmacıları Derneği, Yenipazar Kanyonu`nu eğitim alanı olarak seçmiş. Bu hafta 9 kişilik bir ekiple kanyonu karşıdan karşıya geçtikten sonra Yenipazar`da mola verdiler. Çarşıdaki parkta dinlenen KAD üyelerinden E. Soner GEÇKİN, Erdal KAYRAKTAR, Çiğdem ÖZTÜRK, Uğur SÜTÇÜ, Uğur ÇETİN, Bekir ERDO?Ñ?æAN, Arif AKSOY, Tolga ŞAHİN ve Abdullah KARAMAN`dan oluşan ekip, Kanyonun çok güzel olduğunu ve yeni başlayanlar için eğitim amaçlı olarak kullandıklarını söylediler. "Türkiye`de fazla tanınmasa da dünya genelinde hayli meraklısı olan kanyonculuk Türkiye`de fazla bilinmeyen bir spor dalı. Dağcılık, kaya tırmanışı, yüzme ve raftingi bünyesinde barındıran bu spor dalına ilgi artmaktadır. KAD üyelerinin ziyaretinden sonra aynı gün Kanyona AKUT (Arama Kurtarma) elamanları girdi.
Daha önce 31 Mayıs 2008 tarihinde?Ǭ? Yenipazar Kanyonu`nu geçen Trekist adlı ekipten Vildan ESKİCİO?Ñ?æLU, düzenlediği raporda aynen şunları söylüyor: "Gözlerinizi kapatın ve kayaları eriten bir akarsu düşünün. Elinizle, ayağınızla, tüm vücudunuzla doğaya direndiğinizi, dişinizle tırnağınızla iki tarafınızda yükselen en az 100 metrelik kaya bloklarının sonunu görmek için mücadele ettiğinizi, o güçlü suyun akışına ve etrafınızdaki büyüleyici manzaraya kendinizi kaptırıp kanayan dirseğinizin, sızlayan dizinizin acısını unuttuğunuzu düşünün. Bazı güzellikler eziyete değer. Özellikle eşsiz güzelliklerini pahalıya satan kanyonlar. .

Bundan birkaç ay önce keşfine gidip sadece üstten izlemekle yetindiğimiz Yenipazar Kanyonu`nu ilk gördüğümde hayran kalmıştım. Zamanla o kanyona gireceğim fikrini o kadar kabullenmişim ki, Bahadır kanyon için liste oluşturmaya başladığında ismimi yazdırmaya bile gerek duymadım en başta. Tabi ki girecektim. İsim yazdırmaya gerek mi vardı.

En sonunda planlar netleşti ve bizim maceramız da cumartesi günü saat 15:00 de Tepe Natilius`un otoparkında başladı. Yol boyunca alışveriş, sohbet, şarkı, türkü derken ve bize katılmak üzere sonradan yola çıkan İbrahim ağabeylere telefonun çektiği yerlerde tarif vermeye çalışırken vaktin nasıl geçtiğini anlamadık yine. Kamp yerimize geldiğimizde biz çadırlarımızı kurarken gözüm bir an sol tarafa kaydı ve gördüğüm manzara karşısında hayrete düştüm. Biz sefil sefil çadırla matla uğraşırken Banu açılır masası ve yönetmen koltuğuna benzer sandalyesini kurmuş, masa örtüsünü sermiş, üzerini donatmış, keyif yapmaya başlamıştı bile. Çadır kurmaya gerek yoktu, çünkü zaten arabada yatmaya karar vermişti. Konformizmin gözü kör olsun.
Geceyi de ışık kirliliğinden uzak, milyonlarca yıldızın altında mest olarak geçirdikten sonra sabah erkenden kalkmak üzere sözleşip çadırlarımıza çekildik.
Sabah Hasan Abi`nin "günaydın" sesiyle uyandık. Kahvaltımızı edip kampımızı topladık ve kanyon için giyinmeye, takıp takıştırmaya başladık. Yine yok neoprendi, yok kasktı, sekizliydi vs. derken her tarafımızdan bir şeyler sarkar halde köyün delisine dönmüştük. Kanyonun girişine geldiğimizde hepimizi?Ǭ? heyecan sardı. Bilinmez bizi bekliyordu. Bu kanyonla ilgili sadece; birilerinin orayı daha önce geçmiş olduğunu (onlar geçer de biz geçemez miyiz) ve 20 m.`lik bir ip inişi olduğunu biliyorduk. Gerisi bizim için tamamen sürpriz olacaktı. Kanyonda ilerlemeye başladıktan bir süre sonra Uğur dizini incitti. Soğuk biraz acısını kesse de canının yandığı belli oluyordu. Bir süre sonra ekibimizin diğer Uğur isimli üyesi hipotermi yaşamaya başladı. Her iki Uğur`u da mağaraya benzer büyük bir kovuğun olduğu noktadan dışarıya gönderdik. Aslında bu problemleri o noktadan önce yaşadıkları için şanslılardı. Çünkü artık kanyondan başka çıkış yoktu.
Geri kalanlarımız suyun içinde basacak güvenli nokta arayarak, arada bir kayalara çıkarak ya da bazen yüzerek ilerlemeye devam ettik. Bu arada Bahadır`ın "varlığım trekist varlığına armağan olsun" der gibi bir hali vardı. Zira kendince, elden tutup aşağıya bırakma, sağ ayağıyla aşağıya adam sallandırma gibi teknikler geliştirdi.
Bir süre sonra beklediğimiz 20 m.lik inişe geldik. Bahadır emniyet almak için hazırlıklarını yaptı. Hasan Abi durum tespiti yaptı ve?Ǭ? kendisinden sonra aşağıya inen Mutlu`yla birlikte bizi karşılamaya başladılar. İniş aşağıya doğru negatif yapıyordu ve ekibin çoğu ben de dahil olmak üzere ip teknikleri konusunda acemilerden oluşuyordu. Bu yüzden buradan iniş beklediğimizden oldukça uzun sürdü. Yaşadığımız vakit kaybı ilerisi için bizi düşündürmeye başladı. Ama bizden önce burayı geçen ekibin raporunda sadece bir tane yüksek ip inişinden bahsettiğini düşünüp kendimizi rahatlatmaya çalıştık. Ama sanırım raporlarında büyük eksiklikler vardı. Ya da onlar geçtiğinden beri kanyon şekil değiştirmişti. Zira daha sonra bir tane 3 m.lik şelale içinden iniş, bir ipli yatay geçiş, sonra bir tane daha ip inişi daha yapmak zorunda kaldık. Bu arada hepimiz de ip kullanmaya biraz daha alıştık. Bunlardan sonrasında ise bizi bir tane daha sürpriz bekliyordu: Yaklaşık 25 m.lik, mağara ağzına benzer bir yere inen bir ip inişi daha. Bu arada zaman hızla ilerlemiş ve saat 16:30 olmuştu. Kanyonun sonuna yaklaştığımıza dair hiçbir belirti olmaması da bizi "geceyi burada geçirmek zorunda kalır mıyız acaba?" diye endişelendirmeye başlamıştı. (Bu arada Banu da geceyi kanyonda geçirmek söz konusu olunca çadırın konforunu aramaya başladı.) Biraz önce bahsettiğim ip inişi için hazırlıklarımızı yapmaya başladık. Zaman artık bizim için çok önemli olmuştu ve tedirginlikle vakit kaybetmek gibi bir lüksümüz kalmamıştı. Bahadır`ın "aşağıya inen gidebildiği yere kadar devam etsin" talimatıyla Erdal aşağıya inip bizi karşılamaya başladı. Önden Gülay ve Ekin, artlarından ben yola çıktık. Mağara ağzına benzeyen oluşumun içinden geçince koridor benzeri bir yere giriliyordu. Duvarların birbirine çok yakın olduğu ve yer yer boyu aşan sular ve minik şelalelerle süslü bu koridordan geçerken hayran olmamak mümkün değildi. Bu arada ben Gülay ve Ekin`in ıslak el izlerini koridor duvarlarında görebildikçe mutlu oluyordum. Şimdiye kadar onlarla karşılaşmamış olmamı ise iyi bir işaret olarak düşündüm. Eğer ilerleyebiliyorlarsa sorun yoktu. Sonunda su seslerinin arttığı bir noktada Gülay ve Ekin`e yetiştim. Bu yoğun şelale sesi ve onların durmuş olmaları hayra alamet olamazdı. Biraz yüksekçe bir şelaleyle karşılaşmıştık. Ama neyse ki Gülay ardından gelenleri beklerken biraz etrafı dolaşmış ve alternatif bir geçiş yolu bulmuş. Oradan geçeceğimizi ardımızdan gelenlere anlatmak için de bir "rota babası"?Ǭ? hazırlamış. Bize yetişen İbrahim Abi ve Murat`ın da yardımlarıyla Gülay`ın alternatif yolunu değerlendirdik. Ve su içinden ilerlemeye devam ettik. Sonunda duvar yüksekliklerinin azaldığını fark ettik. Biraz daha ilerlediğimizde önden giden Gülay`ın "bitti galiba" sözüne karşıdan "bitti bitti" cevabını aldığımızda yüzümüzdeki gülümseme görülmeye değerdi.
Uğur&Uğur araçları kanyon çıkışına çekmişler endişeli bir şekilde bizi bekliyorlarmış. Saat 18:20 itibariyle dokuz buçuk saatlik kanyon maceramız sona ermişti. Macera sona ermişti ama bu iş böyle bitmezdi tabi. Yorgunduk, açtık. Yol üzerinde yemek yiyebileceğimiz ilk yere girip gözümüz dönmüşçesine yemek yedik. Adamların kafes içindeki miniminnacık tavşanını bile yemek olarak düşündük desem ya da Bahadır garsonun kolunu ısırmaya kalktı desem belki açlığımızı anlatmış olabilirim. Garsonun bir sonraki sefer Bahadır`ın önüne çay koyarkenki tedirginliği anlatılmaz yaşanır. J
Mutlu bizimle ilk kez aktiviteye katılmıştı. "ilk kez trekistle faaliyete katılıyorum onda da kanyon geçtim bundan sonra şeytan görsün yüzünüzü" dese de onu bundan sonra sıkça göreceğiz gibi geliyor bana.
Bu aktivite var ya hakikaten güzeldi, çok güzeldi!."
Vildan ESKİCİO?Ñ?æLU`nun eşsiz yorumuyla anlattığı Yenipazar Kanyonu ile ilgili raporu,?Ǭ? Yenipazar`da yaşayıp da kanyonun girişini bile görmeyenlere ithaf olunsun.
Bilecik
10.03.2026