
ESKİ KIŞLAR
Eskiden Yenipazar´da ve civar köylerde kışlar çok sert geçerdi. Tam karasal iklimi yaşardık. İki üç ay kar kalkmazdı. Kar kar üstüne don don üstüne... Evlerin saçaklarından uzun buzlar sarkar, çesmeler donar, sokaklar, tarlalar ayazdan çatır çatır asfalt gibi olurdu. Hatta evlerdeki bakır kaplardaki sular, helalardaki bocut ve tuvalet bezleri takır takır buz tutardı .
Bu mevsimde doğan buzağı ve kuzular maşinga sobanın yanına getirilir, birkaç gün kedimize ve biz çocuklara yer evinde (yer odası) arkadaşlık ederlerdi.
Babalarımız bu acımasız koşullar için günlerce hazırlık yapardı... Öküz arbaları, eşek ve atlarla günlerce ormancılardan korka korka eve odun taşırlardı.
Bu olumsuz koşullara orman köyleri ile kır köyleri arasında ormanı paylaşamama savaşları da katılırdı. Orman köyleri mıntıkalarına kır köylülerini sokmaz; dağda yalnız yakaladıkları kırlıyı dövmeye, baltasını almaya çalışırlardı. Bu konuda en çok Belkese -Dereköy, Karahasanlar - Dereköy, Yenipazar-Kuşça savaşları çok yaygındı.
Bu gerginliklerde bir tüfekle yaralama olayını da hatırlıyorum. Dereköylü´nün biri bir çam ağacının üstünde dal kesmekte olan Belkeseli birine tüfekle ateş açmış, adamın bir gözünün kör olmasına sebep olmuştu.
Belkeseliler Hacıömerpınarı, Kızılinler, Boklucadere hattından Batanderelere inip ormana çıkar; eşeğine bir yük odun yükledikten sonra bu at, eşek yolundan geri gelirlerdi.
Karahasanlıların bu on hanelik Dereköy´den çekmedikleri eziyet yoktu...
Dereköy belasına bulaşmamak için çoğu zaman sellerin dağlardan koparıp getirdiği ağaçları, dalları yarı beline kadar sel yatağına girerek Gedikkaya (Harmankaya Kanyonu girişi) deliğinden geçmeden kenarda biriktirmeye çalışırlardı.
Kısaca Yenipazar´da kışlar acımasızdı .
İşte böyle bir kış günü Yenipazar´a akşamdan kar yağmaya başlar. Zaten yerlerde bir karış kar ve don vardır. Onun üstüne sabaha kadar döşer. Her taraf bütün köyler elli santim karın altında...
Nasuhlar´da da çok yağmış o gün. Çatır çatır ayaza ve yarım metre kara uyanmış Nasuhlarlılar.
Şimdi, Nasuhlarlı Encümen Mehmet Keskin´in ( Nasuhlar muhtarının )anlattığı bir yaşanmışlığı sizlerle paylaşmak istiyorum.
O kara kış sabahı Nasuhlar´da bir evde sabah tarhana çorbaları içilir. Evin reisi sofradan kalkar, yer evinin sekisine oturur, dışarıyı gözler:
" Bu kar kolay kolay kalkmaz . Unsuzlarla odunsuzların a...a kondu." der."
Yemeğini yemekte olan oğlu: " Buva (baba) amcamın da yok odunu le."
Bunu üzerine babası: " Onun da a...a kondu o zaman ."
Biz çocuklar için ise bu kara kış, eğlence mevsimiydi. Babalarımıza yaptırdığımız kızakları abilerimize, ablalarımıza çektirirdik. En çok da kayardık. Karaali´nin Mustafa´nın yani Seyfi Karaların evinin önünde uzun bir kayak pisti bulunurdu . Ellerimiz ayaklarımız donana kadar orada kayardık. Arada düşüp kafa yarıp göz şişirdiğimiz de olurdu.
Zeki GÜVEN Pendik, 06/01/2017

