Sana bakıyor.
Bana bakıyor.
Hepimize bakıyor.
O, bizim kim olduğumuzu biliyor.
Evrensel sırrı bilerek geldiğinin bilinci henüz zedelenip körelmemiş.
Sen, ben yani biz, para, güç, zevk, mevkî, şöhret ve bencilik labirentinin dehlizlerinde çoktan yitip gitmişiz.
Bu dünyaya gözlerini açmışlığın pişmanlığı gözlerinden okunuyor:
“Hepiniz suçlusunuz” diye haykırıyor sessizce.
“Sizin yüzünüzdendir benim beşiğimin mezar olması, sizin doymak bilmez hırsınızdandır gözlerimdeki kupkuru ağlayış”.
“Binlerce yıldır bıkıp usanmadan aranıza geliyorum ama kim olduğumu, neden geldiğimi bir türlü o taşkafalarınıza anlatamıyorum!”.
“Çoğunluğunuzun aptallıklarınızın sonu gelmedikçe sonsuza dek gelmeyi sürdüreceğim!”.
“Her defasında, dayanılmaz acılarınızın, kahırlarınızın bedelini yine hep birlikte ödeyeceksiniz!”.
“Allahı göklerde arayıp duruyorsunuz; asla bulamayacaksınız!”.
“Gözlerimdeki sırrı anlayıncaya dek beni görmeye devam edeceksiniz!”.
Çünkü “ben, ‘siz’im!”.
Fikret Yıldırım
Adıyaman’da Depremden 36 Saat Sonra

