Değer bilmez insan. Önce kendi değerini bilmez çünkü.
Söz konusu birey/insan teki oldukta, bu öznellik, onun ortalama ömrüyle sınırlıdır yalnızca. Ancak bireysel tarihiyle iz bırakabilir geride. Zamanın, dünya dibeğinde öğütemeyeceği hiç bir canlı yoktur. "Duvar örülür, duvarcı unutulur", "yazı kalır, yazıcı gözden kaybolur" ve böylelikle tüm üretici ve yaratıcı olanlar zamana yenik düşer.
Dilimizdeki "kör ölür badem gözlü olur" toplumsal deyişi, öleni yolculayan kitlenin içtenliksizliğinin ve değerbilmezliğinin en somut örneklerindendir. Ayrıca buradaki, gözleri görmeyen birinin "kör" nitelemesiyle aşağılanması ise apayrı bir patolojidir.
Rus yazarı Gogol'ü yağmurlu ve çamurlu bir havada yalnızca belediye görevlileri toprağa verir. Onun gibi bir çok yazar, sanatçı, felsefeci ya da bilimadamına (*) ancak uzun zaman sonra hak ettikleri değerler biçilir. Ki, değer kavramı da zaman etkeniyle anlamlanır.
Ve o nedenledir ki, gerçekte "badem gözlü ölür, kör muamelesi görür", çünkü kitlelerin gözü zamanın büyüsüyle kördür. Akan zaman daha doğrusu zaman içerisinde akan gözler, belirli bir yolculuktan sonra görmeye başlarlar.
"An körü insan", "kör ölür badem gözlü olur" ile "badem gözlü ölür kör olur" arasındaki ayrımı bir türlü tutturamadığından yaşamın ve varoluşun anlamını asla yakalayamadığı gibi soyuna ve kendisini var edenlere ihanet ettiğinin farkına da varamaz.
Günümüzün dünyası, neresinden bakarsak bakalım, hiç bir yerini göremediğimiz bir fenomendir. Fiziksel yerküresi haritalarına odaklandığımızda, canlılık için yaşayabilme alanlarının hızla bizim tarafımızdan yok edildiği görülmektedir.
"Kör ölür badem gözlü olur" mu bilmem ama canlılık ölürse bu yeryuvarlağı bir daha hiç bir zaman görünmez olur.
Fikret Yıldırım
(*) "Adam" sözcüğü dilimize pek çok örnekte olduğu gibi Arapçadan girmiştir ve "insan" demektir. "Bilimadamı" yerine "biliminsanı" önermesi/dayatması, ancak "bilimerkeği" ayrımcılığı olması durumunda anlam kazanabilir.
Görsel | ilerihaber.org

