Yaşam, zamanla kara delikler açar insanın içinde.
Bilincindeyse eğer içinde oluşan kara deliklerin ve gittikçe büyümelerinin, endişe ve telâşa kapılarak kendini rahatlatmak için önlemler almaya çalışır.
Sürekli büyüyen sorun yumakları, birikmiş çözümsüzlükler, tek bir dışsal dokunuşla yuvarlanarak devleşebilecek sıkıntı çığı tehdidi bunaltır modern insanın gündelik yaşam mücadelesini. Geçmişi silinmiş ve bulanık da olsa geleceğin belirsizliği ve kaygıları, durmamacasıya baskılar şimdisini.
Birlikte yaşamanın olmazsa olmaz dayatmaları ve asgari müşterekleri, bir yandan yaşamını katlanılmazlaştırırken öte yandan da büyük çağlayana yaklaşmakta olduğu ürküsünü hızla şiddetlendirir.
Ve gitgide zaman-mekân sarmalının girdabında döneduran insan için doğa eşdeyişle tabiat ana, bildiğini okumaktan asla geri durmaz: Göğü boyar yeniden, mavi ve beyazın senfonik fırçalarıyla ve sonra toprağı ve yeşili donatır hafif dokunuşlarıyla. Ve sonrasında da burnuyla değil de yüreğiyle koku alanlar için de sınırsız ve sonsuz parfümlerini salıverir sevinç tablosunun tuvaline.
Nazım Hikmet, Abidin Dino’ya sorar mutluluğun resmini, yoldaşının sanatçı ruhunu okşamak için.
Doğaysa, tüm ressamların en yüce ustasıdır.
Onun şerefine verilir tüm yaşam mücadelesi ve kavgası!
Fikret Yıldırım
Mutluluğun Resmidir

