FİKRET YILDIRIM


ÖZ-GÜR-LÜK

.


“Serbest, azade, hür”, bu üç sözcüğün günümüz Türkçesinde “özgür” olarak yer aldığını görüyoruz.

“Öz” ad köküne yine addan ad üreten “gür” yapım eki ulanarak yerleşmiş dilimize.

“Hiç bir sınırlama ve engelleme olmaksızın kendi istenciyle seçimde bulunan” anlamına geliyor.

Gerçekten olası mı böylesi bir seçim? Yerini ve zamanını seçmediğin, anne ve babanı, kardeşlerini seçmediğin, dilini, dinini ve kültürünü seçmediğin bir dünya sahnesine düşüp gelişerek büyüyüp yaşlandığın ve kendilik bilincine varıp varamayacağın belli olmayan bir yaşam öyküsünün neresinde ve hangi zamanında özgür olabilirsin?

“Kendi”nin ayırdına varan insan, özellikle rönesans (yeniden doğuş) ile daha bir sarılmış özgürlük kavramına. Bireysel özgürlük diyoruz, dinsel özgürlük diyoruz, kültürel özgürlük diyoruz, ulusal özgürlük diyoruz...

Felsefik anlamda “özgürlük”ün tanımı üzerine sayısız düşünür, çok değişik tanımlar yapmış:

Platon, “insanın kendisinin efendisi ve yaratıcısı olduğunu” savlarken,

Kant, “aklı” öne çıkarır,

Spinoza, “kendi tabiatına uygunluk”tan söz eder,

Aristo, “akılcılığın esas olduğunu” dile getirir,

Hegel, “özbilinç farkındalığının birey-toplum uzlaşısına uygunluğundan” dem vurur,

Descartes, “zihin-beden düalitesi bilinci üzerine yükselen özgür istenci” savunur.

Kısacık özetten de görüleceği gibi, Batı Aydınlanması’nın Antik Yunan felsefe temelli özgürlük tanımlamaları, bireyin kendilik bilincine ulaşma mücadelesinin ürünüdür.

İyi güzel de özgürlük dendikte “kimin” özgürlüğüdür söz konusu olan?
Hangi iyelik adılına (zamir) göre tanımlayacağızdır özgürlüğü:

Benim, senin, onun, bizim, sizin, onların!

Öyleyse şu önermede bulunabiliriz:

Özgürlük “özne”ldir, eşdeyişle bir “özne”ye göredir; tekili kapsar, tümeli değil. Böyle bir matematikte de salt (mutlak) özgürlüğün ne tanımını yapabilir ne de kendisine ulaşabiliriz!

Özgürlük bir ideal, bir ülküdür, tüm idealler gibi asla ulaşılamayacak olan ama insanlık tarihi, özgürlük mücadelesi için canlarını verenlerin tarihidir.

Özgürlük tümel olarak varılamayacak olsa da uğruna tutsak olunası ve gerektiğinde ölünesi aydınlık bir yoldur.

“Öz”ü “gür” olmayanın varlığı “hür” olamaz!

Bu yolda düşenlerse asla unutulamaz!

Fikret Yıldırım

Görsel | montags-impulse.de