Gördüğünün, işittiğinin, düşünüp hissettiğinin “şimdi”nle ilgisi ne?
Bir çiçeğin kendisi, unuttuğun bir zamanda kitabının arasına koyduğun kurumuşu ya da resmi ve düşüncesi ya da hissi senin “şimdi”ne nasıl değip dokunuyor?
Başka deyişle geçmişinde kalmış, bilincinin üzerinde duran ya da dışında unutulup gitmiş bir nesne, cisim, kişi ya da kişisel ya da toplumsal bir olayın senin “şimdi”ne yansıyıp düşüncene etkimesi hangi dil, müzik, sanat ya da eylemlerle dile gelebilir?
Senin “şimdi”ni algılayıp anlamanı ne ve nasıl belirler?
“Şimdi”nin farkında mısındır yoksa sürekli bir kaçış ya da kovalayış mıdır onunla ilişkin?
Örneğin sen “şimdi” bu yazılanları okurken “ne diyor bunu yazan ya da zırvalayan” diye düşünürken hangi yer ve zamanda neleri ıskaladığının ayırdında mısın?
Sorular sonsuz biliyorum; gelmek istediğim şu:
Kısacık bir yaşam öykümüz var ve her birimiz her türlü nesnel, dışsal ve içsel etkene rağmen kendi öykümüzün özneleriyiz. Bu öznelerimiz de “ben”-“kendi” ikiliğinden oluşup olgunlaşarak öykümüzü tamamlamamıza olanak veriyor. Vakitsiz sonlanan ya da engelli öyküleri konumuzun dışında tutuyorum.
Nefes alıp verdiğimiz her an, sürekli devinen bir varoluşun içinde varlığımızı sürdürmek için kıyasıya savaşıyoruz; isteklerimiz, arzularımız, heveslerimiz, korku, sevinç, hastalık ya da endişelerimiz farkında olalım olmayalım hep bize eşlik ediyorlar.
İşte her birimiz bu “şimdi”lerimizi yaşarken hep başka başka ruh hallerinde birbirimizle iletişimde bulunuyoruz.
“Ben” ya da “biz” diye konuşmaya başlıyor, bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz. Tamam kabul ama son uykuya yatar yatmaz ortalıktan kayboluyoruz ve öykümüzü bitirmiş oluyoruz.
Ne mi demek istiyorum?
“Şimdi”de doğuyor, “şimdiler” toplamının en sonuncusu “şimdi”de yok oluyoruz.
“Şimdi”mizin ne denli büyük bir armağan, büyük bir mücadele, her türlü olumsuzluklara rağmen büyük bir ayrıcalık olduğunu bir an düşünmenin bile ne denli zor olduğunu bilebilmek akıl almaz değil mi?
“Şimdi”nin gücü, varlığımızın en yüce ve ölçülemez büyüklüğüdür.
Hepimizin “şimdi”leri sevgi ve saygı ile öpülesi değil mi?
Fikret Yıldırım
Görsel | bloomberght.com

