Söyleyen ile söylenenin nicelik ve niteliğine göre bir iletişim ortamı doğar.
Söyleyenin söylediklerinin doğruluğu ya da yanlışlığı, söylenenlerin doğruluk ve yanlışlık konusundaki düşünsel yetenekleriyle belirleyicilik kazanır.
Söyleyenin söylediklerini kendi kulağı duymadığında, söylenenin ne duyup anladığını bilebilmek olanaksızlaşır.
Söyleyen söylediklerini önceden planlayarak söylenene aktardığında, söylediklerinin nereye varacağını kestirebilmek zorundadır.
Söyleyen söylediklerinin ne tür sonuçlara yol açabileceğini bilemediğinde, hem kendisi hem de söylenen için ölümcül sonuçlara yol açabilir.
Boşuna denmemiştir “boğaz dokuz boğum, dokuz düşün bir söyle” diye.
Boşuna denmemiştir “söz gümüşse sükut altındır” diye.
Boşuna denmemiştir “bir söze bakarım söz mü, bir de söyleyene bakarım adam mı” diye.
Boşuna denmemiştir “sözünün eri” diye.
Boşuna denmemiştir “söz uçar yazı kalır” diye.
Boşuna denmemiştir “söz biliyorsan söyle inansınlar, bilmiyorsan söyleme adam sansınlar” diye.
Boşuna dememişler “söz dediğin yaş deridir, nereye çekersen oraya gider” diye.
Boşuna dememişler “söz var dağa çıkarır, söz var dağdan indirir” diye.
Boşuna dememişler “söz var gelir geçer, söz var deler geçer” diye.
Boşuna dememişler “söz var iş bitirir, söz var baş yitirtir” diye.
Boşuna dememişler “sözü söyle alana, kulağında kalana” diye.
Boşuna dememişler “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” diye.
Boşuna dememişler “ağızdan çıkan söz, yaydan çıkan ok gibidir” diye.
Boşuna dememişler “iyi dost kara günde belli olur, iyi söz dar zamanda değer bulur” diye.
Siyaset, söz bilme, söz söyleme, susacağın ve söyleyeceğin zamanı ve anı çok iyi bilme sanatıdır.
Her siyasetçinin sözüne kulak verme, kulağını verirsen geleceğini kurtaramayabilirsin!
Fikret Yıldırım
Görsel | Google

