FİKRET YILDIRIM


TEK DÜNYA TEK DİL

.


Dilin insanları bir arada tutan/tutabilecek olan en temel dayanak olduğundan hareketle millîci devrimler yapılır, eğitim ve öğretim izlenceleri düzenlenir ve hatta bu uğurda kanlar dökülür.

Oysa biliyoruz ki, insanlık tarihi mezar taşları arkeoloji sayesinde toprak altından çıkarılarak okuyup anlaşılmaya çalışılan ölü diller mezarlığıdır.

Ne dinler ne ideolojiler ne de felsefeler bugüne dek bu varoluşsal sorunsala bir çözüm önerebilmişlerdir: Yaşamın, var kalabilmenin tek dili “mücadele”dir, geriye yalnızca kemikler kalır.

İnsan tekini yaşam mücadelesinde ayakta tutabilen ilk ve en güçlü zorunluluk “özgüven” iken hemen yanıbaşında da “birlikte yaşamak zorunda olduklarına güven”dir.

İnsan binlerce yıldır, hayatta kalabilmek için durmamacasıya bulunduğu yeri terk ederek başka topraklara yerleşmiş ve oralardaki diğer insanlarla kaynaşarak kendini üretmiştir.

Az önce girdiğim büyükçe ve kalabalık bir markette neredeyse dünyanın tüm dillerini konuşan müşterilerin biraradalığının tek anlamı gereksinimlerini karşılamak için orada bulunmalarıydı.

Ve kendilerine gerekli olan tek dil “para”ydı.

Parası varsa orada olabilirdi yoksa olamazdı.

Özcesi; tek evrensel dilimiz, her türlü iletişimimizin özü ve temeli olan “para”ydı, eşdeyişle en güçlü “değişim aracı”ydı.

Gerisi zamanın illüzyonuydu.

Fikret Yıldırım

Görsel | evrensel.net