Canlılık zamanla sınırlı; başlayan bitiyor.
Canlılığın dışındaki zamansa “hiçlik” ve “anlamlandırılamazlık”.
Farkındalık, gözlemleme, deneyimleme, öğrenme, bilme, yaratıcılık, unutma ve diğer bir çok nitelik insana özgü. Bu bilinçlilik, insanın kendine ve içinde yaşadığı nesnel koşullara ilişkin bilsemesinin de önlenemez itkisi oluyor.
“Geçmiş” dediğini araştırıyor, “şimdi”yi anlayıp anlatmaya çabalıyor ve “gelecek” zannettiğini de öngörüp kaygı ve korkularını yatıştırmaya çalışıyor.
Tüm bu varoluşsal topyekün savaşımın tek donanım ve cephaneliği ise mekân ve zamanın devinimlerine karşı teyakkuz halinin sürekliliği oluyor. Çok iyi biliyor ki, uykuya daldığı anda tehdit altına girecektir.
Ve çoktandır insanlığın ufkunda belirmeye başlayan en yüksek bilinç düzeyi ise bugün “zaman kardeşliği” olarak adlandırılıyor.
Evet canlılığın evrim sürecindeki tartışmasız en gelişmiş düzeydeki türü olan insan, “şimdideki kardeşlik” için savaşım vermedikçe tükenmekten kurtulamayacaktır.
Ancak “kardeşlik”, eşdeyişle aynı tabiat ananın karnından doğan çocukları olma anlamındaki “karındaşlık” bilincinin “zaman kardeşliği”ne evrilmesi türümüzü geleceğe taşıyabilecektir.
Fikret Yıldırım
Görsel | Google

