-Seni seviyorum.
-Kim seviyor beni?
-Ben!
-Peki “ben” kim? Oysa ben sana “sen” diyorum.
-Evet, ben ve sen “kendi”mize “ben” diyoruz ama birbirimize “sen” diyoruz!
Bir “ben” öteki bir “ben”e “seni seviyorum” derken aslında “kim”i seviyordur? Sakın sevdiği “kendi” olmasındır? Ayrıca niçin seviyordur, ne kadar, nasıl ve ne süreliğine seviyordur?
Biraz daha ileri gidelim: Sevmek nedir? İstemek midir yoksa sunmak mıdır? İstek ve sunak karşılıklı iki aynanın ortasındaki aynı şey midir? Seven ile sevilen aynı şey midir?
“Ben sensiz yaşayamam” derken doğruyu mu söylüyoruzdur? Kendimizi mi yoksa “seni” mi kandırıyoruzdur?
Peki “ben”in “sen” ve “kendi”si arasına zaman sürecinin bir döneminde bir de “Tanrı” perdesi giriverdiğinde “ben”in “kendi” ve “sen” ilişkisindeki farkındalığı ne yöne evrilecektir? Bu durumda “ben” “Tanrı”yı nasıl algılayıp anlayabilecektir? Ve sonrasında da “Tanrı”yı nasıl tanımlayabilecektir?
“Ben” ve “sen” “Tanrı” düşüncesinde “bir” olmaya çalışırken “biri”leri ortaya çıkıp “ben” “Tanrı”yı görüp konuştum diyerek seni hem inandırıp hem de korkuttuğunda “sen”i yani “ben”i kim koruyabilecektir? Bu durumda “sevgi” ve “korku” ilişkisi yine karşılıklı iki aynanın ortasında nasıl görüneceklerdir? Ve giderek niçin çok sevdiklerimizden korkup onları öldürebilirken çok korktuklarımızı da sevdiğimizi sanabiliriz?
Sevgi nasıl nir bağdır? Neyi neyle, kimi kimle bağlamaktadır?
Sevmek, dile getirilmesiyle birlikte “seven”i borçlandırır. Çünkü “sevilen”i inandırdığı ölçüde bağlayıcıdır.
Özcesi “seni seviyorum”, insanın en zor ödeyebileceği, belki de asla ödeyemeyeceği bir taahhüdüdür.
Johann Wolfgang von Goethe “ben sizi seviyorsam bundan size ne” derken bu bilince varabildiğini söylemiştir.
Ya çok sevmeyin ya da az seviyorsanız bile asla “seni seviyorum” demeyin! Ödeyemezsiniz.
Bu iki kişilik sevgide daha az yıkıma yol açabilirken “vatan, millet, din, iman, Allah, peygamber, kitap” vb toplumsal sevgilerde hiç bir zaman ödenemeyecek borç yükleri oluşturur ki, tarih bunları asla silip atamaz!
Önce “kendi”zi sevin ki, önce kendinize borçlanın! Ama narsisizm hastalığından da uzak durun!
Fikret Yıldırım
Caravaggio’nun 1594-96 Arasında Tamamladığı “Kendine Aşık Olan Adam” Tablosu
